BAKAN YUSUF TEKİN, GİRESUN BASINIYLA BİR ARAYA GELDİ

Eğitim Bakanı Yusuf Tekin

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Giresun’da AK Parti teşkilatı tarafından düzenlenen program kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Tekin, toplantıda AK Parti’nin Türk siyasi hayatına getirdiği yeniliklerden “Terörsüz Türkiye” sürecine, Türkiye’nin demokratikleşme serüveninden eğitim alanında yapılacak çalışmalara kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

“AK PARTİ, SİYASİ İSTİŞAREYİ KURUMSALLAŞTIRDI”

Konuşmasına milletvekilleri, MKYK üyeleri, il başkanı, AK Parti teşkilat mensupları ve basın mensuplarını selamlayarak başlayan Bakan Tekin, AK Parti’nin yalnızca kamusal icraatlarıyla değil, siyasi parti kültürü açısından da Türk siyasi hayatında önemli değişiklikler yaptığını söyledi.

AK Parti’nin parti içi demokrasiyi ve parti içi hareketliliği önemseyen bir yapıya sahip olduğunu belirten Tekin, genel merkez yönetiminde ve parlamentoda gençlik ve kadın kollarından gelen çok sayıda kişinin bulunduğunu ifade etti.

Tekin, AK Parti’nin siyaset yaparken siyasi istişareyi, toplumu ve tabanı dinlemeyi kurumsallaştırdığını dile getirerek, bunun Türkiye’deki diğer siyasi partilere de örnek olduğunu söyledi.

AK Parti’nin kuruluş yıllarında başlattığı Siyaset Akademisi’nin de parti içerisinde siyaset yapmak isteyen kişiler açısından önemli bir okul haline geldiğini belirten Tekin, bu uygulamanın daha sonra başka siyasi partiler tarafından da hayata geçirildiğini ifade etti.

“SAHADAN GELEN SORUNLARI YETKİLİ MERCİLERE AKTARIYORUZ”

Bugün Giresun’da gerçekleştirilen buluşmanın da AK Parti’nin Türk siyasi hayatına kazandırdığı önemli uygulamalardan biri olduğunu belirten Tekin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatile girmesinin ardından milletvekillerinin sahaya çıkarak vatandaşların taleplerini dinlediğini söyledi.

Tekin, milletvekillerinin farklı illerde görevlendirildiğini belirterek, kendisinin de Bakan olarak bu programlara katıldığını ifade etti.

Geçtiğimiz hafta Batman’da olduğunu, bugün ise Giresun’da bulunduğunu aktaran Tekin, önümüzdeki günlerde başka illerde de benzer programların gerçekleştirileceğini söyledi.

Her ilde ilçe sayısı doğrultusunda farklı illerden milletvekillerinin görevlendirildiğini belirten Tekin, milletvekillerinin gittikleri ilçelerde vatandaşları dinleyerek sorunları tespit edeceğini ve bunları hem AK Parti Genel Merkezine hem de ilgili mercilere aktaracağını ifade etti.

Konya, Bayburt, Gümüşhane, İstanbul, Erzurum, Ardahan ve Rize gibi illerden milletvekillerinin de program kapsamında görev aldığını belirten Tekin, uygulamanın temsili demokrasinin yaşadığı sorunların aşılması açısından önemli olduğunu söyledi.

Tekin, sahadan elde edilen verilerin aynı zamanda hükümet politikalarının değerlendirilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması açısından da önemli olduğunu vurguladı.

“ANA GÜNDEMİMİZ TERÖRSÜZ TÜRKİYE”

Toplantının ana gündemlerinden birinin kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” olarak isimlendirilen süreç olduğunu belirten Bakan Tekin, bu sürecin Türkiye’de demokrasinin ve insan haklarının konsolide edilmesi açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.

Tekin, söz konusu problemin çözülmesinin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal refah düzeyine de önemli katkılar sağlayacağını ifade ederek, bu alana aktarılan ekonomik kaynakların farklı alanlarda daha rasyonel kullanılabileceğini dile getirdi.

Sürecin aynı zamanda milli birlik ve beraberliğin tesis edilmesi, sosyal refahın artırılması, insan haklarının güçlendirilmesi ve demokrasinin daha ileri bir noktaya taşınması açısından önem taşıdığını belirten Tekin, bu konunun AK Parti’nin kuruluşundan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve kendilerinin gündeminde olduğunu söyledi.

“2001 TÜRKİYE’SİNDE HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK DENİLDİ”

Bir akademisyen olarak uzun yıllar Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının işleyişi üzerine çalışmalar yaptığını belirten Tekin, 2001 yılında AK Parti kurulurken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” anlayışıyla yola çıktığını hatırlattı.

2000’li yılların başındaki Türkiye’nin siyasi ve toplumsal tablosuna dikkat çeken Tekin, özellikle 1990’lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetleri ve güvenlik sorunlarını örnek gösterdi.

1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abas’ın öldürüldüğünü hatırlatan Tekin, 1991 yılında Hulusi Sayın, Memduh Ünlütürk, Vedat Aydın ve Adnan Ersöz’ün, 1992 yılında ise Kemal Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci ve Eşref Bitlis’in öldürülmesi gibi olayları gündeme getirdi.

1993 yılında Elazığ-Bingöl karayolunda 33 asker ve 7 sivilin hayatını kaybettiği saldırıyı, Sivas ve Başbağlar olaylarını da hatırlatan Tekin, 2000’li yılların başına kadar benzer birçok olayın yaşandığını söyledi.

“TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER GÜVENCE ALTINDA DEĞİLDİ”

Türkiye’nin o dönemde faili meçhuller, gözaltında kayıplar, işkence iddiaları ve boşaltılan köyler nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görülen davalarla karşı karşıya olduğunu belirten Tekin, insanların can, mal ve diğer temel güvenliklerinin yeterince garanti altında olmadığı bir tablonun bulunduğunu söyledi.

Tekin, düşünce, ifade, inanç ve ibadet özgürlükleri açısından da sorunların yaşandığını belirterek, başörtülü olduğu için kamu hizmeti yapamayan veya eğitim hakkından mahrum bırakılan insanların bulunduğunu ifade etti.

İmam Hatip mezunlarının çeşitli alanlarda mağdur edildiğini, 28 Şubat sürecinde katsayı uygulamasının önemli sorunlara yol açtığını belirten Tekin, bu dönemde Türkiye’nin aynı zamanda siyasi istikrarsızlıklarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

1989 ile 2002 yılları arasında 11 hükümet kurulduğunu hatırlatan Tekin, siyasi istikrarsızlığın ekonomik ve toplumsal sorunları daha da ağırlaştırdığını ifade etti.

“EKONOMİK VE SİYASİ KRİZLER YAŞANIYORDU”

1983 seçimlerinden sonra tek partili bir hükümetin dahi yaklaşık iki ayda kurulabildiğini belirten Tekin, vesayet mekanizmalarının siyasi süreçler üzerindeki etkisine dikkat çekti.

1995 seçimlerinin ardından yaşanan hükümet kurma sürecini ve Anayasa Mahkemesinin güven oylamasıyla ilgili kararını örnek veren Tekin, Refahyol hükümeti döneminde yaşanan siyasi gelişmelerin de hükümetin devamlılığını etkilediğini söyledi.

Türkiye’nin ekonomik açıdan da ağır krizlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Tekin, gecelik repo faizlerinin yüzde 7500’lere çıktığı dönemleri hatırlattı.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında yaşanan siyasi tartışmaların ardından ekonomik krizlerin yaşandığını belirten Tekin, geçmiş dönemin Türkiye’sini anlatırken Türk lirasının değer kaybına da dikkat çekti.

“İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİNİN EV SAHİBİ OLDUĞU BİR DÜZEN”

Sanatçı Ahmet Kaya’nın Kürtçe şarkı söylemesi nedeniyle kamuoyu önünde yoğun tepkiyle karşılaşmasını da geçmiş Türkiye’nin önemli örneklerinden biri olarak gösteren Tekin, 2002 sonrasında demokratikleşme alanında önemli adımlar atıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2005 yılında Diyarbakır’da yaptığı konuşmaya atıfta bulunan Tekin, Erdoğan’ın “Bu ülkede insan haklarının ve demokrasinin misafir olduğu değil, ev sahibi olduğu bir düzen kuracağız” sözünü hatırlattı.

Bu anlayış doğrultusunda idam cezasının kaldırılması, temel hak ve özgürlüklerle ilgili anayasal düzenlemeler ve kadın-erkek eşitliği konusunda yapılan değişiklikler dahil olmak üzere önemli adımlar atıldığını belirten Tekin, 2004, 2007, 2010 ve 2017 yıllarında yapılan anayasa değişiklikleriyle demokratik yapının güçlendirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

“KÜRTÇE KONUSUNDA ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER YAPILDI”

Türkiye’de demokratikleşme ve temel hakların güvence altına alınması konusunda geçen 23-24 yıllık süreçte önemli mesafe alındığını belirten Tekin, Kürtçe yayın, eğitim ve kültürel faaliyetler konusunda yapılan düzenlemeleri örnek gösterdi.

Tekin, geçmişte insanların Kürtçe kendilerini ifade edemedikleri bir Türkiye’den, devlet televizyonunda Kürtçe kanalın bulunduğu, okullarda Kürtçe seçmeli derslerin verilebildiği, Kürtçe özel kursların açılabildiği ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kürtçe bilimsel ve edebi eserlerin yayımlanabildiği bir Türkiye’ye gelindiğini söyledi.

Bu adımların milli birlik ve beraberliğe zarar vermediğini, aksine demokrasi ve milli birliği güçlendirdiğini ifade etti.

“SİYASİ UZLAŞIYLA ÖNEMLİ BİR ADIM ATILDI”

Tekin, geçtiğimiz yıl MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının ardından sürecin farklı bir boyuta taşındığını söyledi.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaklaşık üçte ikinin üzerinde bir çoğunlukla önemli bir yasal düzenlemenin hayata geçirildiğini belirten Tekin, bunun Türkiye’nin kendi birikimine ve medeniyet anlayışına yakışmayan bir problemin çözümü açısından önemli olduğunu ifade etti.

Siyaset yapma amaçlarının insanların temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almak ve herkesin insan onuruna yakışır şekilde yaşayabileceği bir Türkiye oluşturmak olduğunu dile getiren Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bu anlayışı öğrendiklerini söyledi.

“BU SÜREÇTEN RAHATSIZ OLACAK ÇEVRELER ÇIKABİLİR”

Bundan sonraki süreçte Türkiye’nin problemini çözmesinden rahatsız olabilecek uluslararası yapıların ve bunların Türkiye içerisindeki destekçilerinin süreci engellemeye çalışabileceğini savunan Tekin, Türkiye’nin ekonomik anlamda güçlenmesinin, milli birlik ve beraberliğinin pekişmesinin ve demokrasisinin güçlenmesinin bazı çevreleri rahatsız edebileceğini söyledi.

Geçmişte demokratikleşme ve inanç özgürlüğü alanında atılan adımların çeşitli olaylarla sekteye uğratıldığını belirten Tekin, önceki çözüm sürecinde yaşanan Habur görüntülerini de örnek gösterdi.

Tekin, bundan sonraki süreçte kardeşlik ikliminin korunması ve toplumsal desteğin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

“TÜRKİYE, BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜNE SAHİP BİR ÜLKE”

Türkiye’nin farklı etnik ve dini grupların bir arada yaşama kültürüne sahip olduğunu belirten Tekin, farklı ülkelerde etnik ve mezhepsel çatışmalar yaşanırken Türkiye’nin tarihsel birikiminin farklı toplulukların birlikte yaşamasına dayandığını söyledi.

Türkiye’nin tarih boyunca farklı toplulukların bir arada yaşadığı bir coğrafya olduğunu ifade eden Tekin, dışsal faktörlerle toplumsal yapının içerisine sokulan ayrıştırıcı unsurların kardeşlik ve birlikte yaşama kültürünü sabote ettiğini savundu.

“Terörsüz Türkiye” sürecinin bu sorunu ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirten Tekin, problemin çözülmesi halinde toplumun ve ülkenin tamamının kazanacağını söyledi.

Türkiye’nin etnik, dini ve diğer ayrımcılıkları aşmış bir ülke olarak bölgesine örnek olabileceğini ifade eden Tekin, sürecin bundan sonraki aşamasında mülki idare amirlerinden yerel yöneticilere, sivil toplum kuruluşlarından kanaat önderlerine, siyasetçilerden milletvekillerine kadar herkesin sürece sahip çıkması gerektiğini söyledi.

“OKULLARDA MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK ETKİNLİKLERİ YAPILACAK”

Milli Eğitim Bakanlığı olarak sürece katkı sunmak amacıyla 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte Türkiye genelindeki okullarda özel etkinlikler düzenleneceğini açıklayan Tekin, Milli Mücadele dönemindeki dayanışma ruhuna dikkat çekti.

Tekin, Milli Mücadele döneminde toplumun hiçbir ayrım gözetmeden elindeki imkanları mücadele için seferber ettiğini belirterek, benzer bir birlik ve beraberlik ruhunun bugün de ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Bu kapsamda eğitim öğretim yılının ilk haftasında Türkiye genelindeki okullarda milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinlikler ve farkındalık çalışmaları yapılacağını belirten Tekin, öğretmenlerden bu konuda çalışma yürütmelerini istediklerini ifade etti.

Bakan Tekin, velilerden de çocuklarının bu etkinliklere katılımı konusunda destek olmalarını ve etkinliklerin neden yapıldığının çocuklara anlatılmasına katkı sunmalarını istedi.

Konuşmasının sonunda organizasyonu gerçekleştiren AK Parti Genel Merkezi ve Teşkilat Başkanlığına, Giresun İl Başkanlığına, MKYK üyelerine, milletvekillerine ve farklı illerden programa katılan milletvekillerine teşekkür eden Tekin, sürecin sağduyulu şekilde ilerlemesi, demokrasinin güçlendirilmesi ve insan haklarının en üst düzeyde güvence altına alınması temennisinde bulundu.